MÜZİK

9 Mayıs 2011 Pazartesi

koltuğunu satan adam

Hayatının baharının geçme arifesinde henüz. Sıcak simit, ev yemekleri, kırmızı ruj ve kalabalık içi sohbetlerle ilgili sıkıntıları var hala. Müdür koltuğu nerdeyse 3 numara büyük geldi ona, oturunca yakıştığı koltuğu eskicilere satmak istedi kaç kez ( nedense alan olmadı) kaldığı yerden devam ettirmeyi sevmediği doğrularla dolu yaşamı, kendisiyle yaptığı az sesli toplantıları azaldı ne zamandır, hatta bazen konsere dönüşen iç hesaplaşmaları 2 katı arttı artık. Kalabalık toplulukları sevmediği gibi bir kalabalığı idare etmeyi de sevmedi hiç işte bu yüzden koltuğu kolay değiştirilebilecek bir kuklaya satmaya karar verdi. Değerine yüzbindolar ödemek isteyen bir köfteci çırağına satmadı koltuğu. Gerçek değeri olan bir balık oltası vermeyi teklif eden kuklaydı alış veriş yaptığı, ona üstündeki yük dolu koltuğu vericek karşılığında zaman zaman huzur bulacağı balık oltasını alacaktı.( oltanın sıcak simitle de alakası vardı. Zira denizde sıcak simit satılmazdı ) en çokta buna sevindi yüreği ama bu o kadar da kolay olmayacaktı bu işin sıcak simitle alakalı olduğunu kimse bilmiyordu bu kendisiyle alakalıydı. Kendisiyle alakalı şeylerin başkalarını ilgilendirmediğini düşünürdü hep. Bir anda ev yemeklerinin kokusu geldi burnuna kendini ruj sürmüş gibi hissetti ama kalabalığın ortasındaydı kusamazdı. Koltuğun altına uzattı başını kusmak için tam o sırada sattığını hatırladığı koltuktan kalktı. Oltasını aldı ve yürüdü kendisini aydınlı bir asilzade gibi hissediyordu. Artık oturacağı bir koltuğu değil takılacağı bir oltası vardı. Ama artık o bizim için önemli olmayacaktı çünkü bu hikâyenin kahramanı koltuktu… Belki de bir sonraki hikaye de müdür koltuğuna oturmuş telefonda konuşmayı sevmeyen kısa pantolonlu ve renk körü olan kuklayı anlatacağız. Oltasıyla balık arayan koltuksuz adamın hikayesini yazmak içinse biraz zamana ihtiyacımız olacak…    Sevgiyle kalın…

Hiç yorum yok: