MÜZİK

4 Mayıs 2011 Çarşamba

LOVESİUS

Tıp kitaplarını araştırdım biraz sonunda buldum. Mikrobik LOVESİUS. Asırlardır bilinen bir hastalık. Beklide bu gezegenin en eski hastalığı. Mantık denilen bir ilaçla zaman zaman geçici tedaviler uygulansa da her vakaya ve her bünyeye uygulanamıyor. Hastalık ilk aşamadaysa belki. Ama tüm hücrelere yayılmışsa bu tedavi kesinlikle sonuç vermiyor. Hastaların çoğunda mikrop bazen senelerce uyuyabiliyor ama bir süre sonra yeniden hortluyormuş. Akıllı bir mikropmuş bu. Bir süre kuma yatıp hastalığın geçtiğine inandırıyormuş. Bazı kimseler ise bu hastalığa ömür boyu yakalanmıyorlarmış. Onlara şanslı mı demeliyim şansız mı karar veremedim. Alternatif tıp kitaplarından alınan öneriler de var ama doğrusu pek aldırmadım onlara ayrıca seyri ile ilgili bilgilerde var. Artan azalan vakalara rastlanılabiliyormuş. Eğer iki hasta aynı zamanda aynı mikroba bulaşmışsa, hastalık pik yapıp kalıcı hasarlar bırakabiliyormuş. Bazen bi şekilde hastalardan biri iğleşirse (  bak bu çok ilginç) diğeri daha beter hastalanıyormuş. Tedavisi yok yani. Bazen de yanlış teşhisle bazı mikropların bu hastalığa yol açtığı sanılıyormuş. İlk zamanlarda benzer semptomlar gösteren başka hafif hastalıklarla karıştırılıyormuş ( iyi mi) bir de bu mikroba karşı bağımlılık bağışıklık gösterenler var. tedaviyi ret ediyorlarmış. Tıp’ta derler ya hasta istemezse hiçbir şey yapılamaz’ diye, o hesap. Bu tür vakaları çevreye daha fazla zarar vermesin diye havadar, beyaz boyalı turkuvaz pencereli bir terasta kaderlerine terk etmekten başka bir çare yokmuş. Kitapların yalancısıyım. Ve ateşler içindeyim.
'Aşkın Haçsız Seferinden'

Hiç yorum yok: