MÜZİK

16 Ağustos 2011 Salı

AYNIYIZ HAYATTA!

   Gözyaşlarının geri getirdiği bir şey var mıdır bu dünyada? Sadece zafer süsü verilmiş bir boşalma hissidir geri gelen. Ortaokulda hatırladığım bir dersin, yüzünü hatırlamadığım bir öğretmeni her ders kurban birkaç kişi seçer ve tahtaya kaldırıp ona soru sorardı. Bir gün sınıfın en arka sıralarında oturan silik tembel bir çocuğu seçti. Çocuk yavaş adımlarla tahtaya gelirken ben de dahil hepimiz ona bakıyorduk. O ise başı öne eğik yere bakıyordu. Öğretmen çocuğun yüzüne bile bakmadan soruları ardı ardına sormaya başladı. Hiç birini bilmiyordu. O sırada tüm sınıf kendi arasında konuşmaya başladı. Çünkü o çocuğun gözyaşları yanaklarından çenesine oradan da yere damlıyordu. Bir süre sonra öğretmen ilk defa çocuğun yüzüne baktı. Belki varlığını bile unutmuştu. Ama çocuğun gözyaşları inatla akmaya devam ediyordu ‘ beni fark et ben buradayım’ der gibi. Öğretmen görmedi daha doğrusu görmemezlikten geldi. Çocuğu yok sayarak önündeki kâğıtlarla ilgilendi. Ve sonunda beklenen zil çaldı biz büyük bir gürültüyle sınıftan çıktık. Çıkarken çocuğa doğru bakmadım, tıpkı diğerleri gibi… Sanki öğretmenin o gün ki dersi ‘ nasıl görmemezlikten gelinir, nasıl kayıtsız kalınır? ‘ sorusunun cevabını öğretmekti bize. 'ÖĞRETTİ' de. Ne ders esnasında nede zil çalınca hiç birimiz ona mendil vermedik. Ben vermek istedim ama vermedim. Şimdi düşünüyorum da; o gün hem öğretmen hem biz tarafından yok sayılan o çocuk büyüdüğünde nasıl var olmayı başarmıştır. Belki de yok olmuştur.( bizim ondan beklediğimiz gibi.) Vicdan denen şeyin sesini kısma düğmem bozulduğundan olsa gerek ben gördüğüm her sınıf dolusu çocuğun arasında arıyorum onu. Ama ne o sınıf, ne o arkadaşlar nede o çocuk yok artık…

Hiç yorum yok: