MÜZİK

16 Ağustos 2011 Salı

BABA&OĞUL SORGULAMALARI 3

Babanız 16 Ekim 1996 da saat 22:00 gibi ölmüşse, cenazesi 17 ekim sabahı gömülür diye düşünürsünüz. Ama her zaman bu kadar kısa sürmez. Eğer babanızın ölüm nedenini; iflasın getirdiği bir buhran anı tetiklemişse, ipte sallanan vücudunu hastaneye götürüp incelerler. O bir kalp krizinden ölmüşse mesela; belkide sadece tanrıyı suçlardınız. Erkekseniz 18 ekim sabahı kapıda ağabeyinizin hemen sol yanında durup taziyeleri kabul ederken bulursunuz kendinizi. Aslında intihar ettikten hemen sonra onu ilk bulan olmadığınız için küçük kardeşinizden şanslısınızdır. Hafızalarınızda sadece gömülürken hissettikleriniz kalır. O çekip gitmiştir bir şekilde, sizi bırakıp. Zira bu miktarda bir borçla, başa çıkılamayacağını düşünen babanızın tersine, siz başa çıkmak zorundasınızdır ailece.  Önce yaşadığınız evi alırlar elinizden; bisikletiniz, kum kovanız, bilyeleriniz dağılır etrafa. Ve başka bir şehre başka bir eve sürükler sizi araba. Daha 13 yaşında çocuk olma hakkınızı elinizden aldıkları gibi, okuma hakkınızı da elinizden alırlar. Bayram sabahları deden harçlık alma, babanız olmadığından arkasız kalma derken, cami avlusunda ‘ sen erkeksin ağlama’ diyen sesler duyarsınız bir süre. Yıllarca sorgularsınız o günü; gerçekten yaşamak istemeyecek kadar dibe mi vurmuştu ruhu? Yoksa bu adam ölümü hak edecek kadar umursamaz bir babamıydı? Çok zorlanmadan anlattığımı düşünüyorsanız tüm bunları. Hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir. Babanızın ölümünden sadece 6 ay sonra geçirilen bir trafik kazası şunu öğretir. Asıl zor olan henüz 13 yaşlarındayken kaybettiğiniz ağabeyinizin cenazesinde kapıda evin tek erkeği olarak beklemektir çünkü.

Hiç yorum yok: