MÜZİK

4 Eylül 2011 Pazar

!zmir...

Tek gecelik bir ilişki gibi gördüm ben seni. Canım istediğinde vakit ayırdığım, öpüp kokladığım, sıkılınca ilk otobüsle ‘hoşça kal’ demeden kaçtığım.
 Mesela; senle olmak hiç heyecanlandırmadı beni. Sana gelmek için aldığım otobüs biletleri; güzel yolculukların biletlerini sakladığım o kutuya da girmedi hiç. Seni seviyormuş gibi davranırken bile burun kıvırdım ben sana, hiç özlemediğim gibi tek bir satırda yazmadım uğruna. Sana taşındığımda, senle yaşadığımda bile böyleydi bu. Kandırıyordum seni her Cuma ve otogarda alıyordum soluğu. Pazartesiden önce dönmüyordum geriye. Geniş caddelerin faytonlu arabaların arasından koşuştururken iş yerime ‘hoş geldin’ gülücükleri yolluyordun bana kuşlarla. Metroda ayakta kalınca arkamı yaslayıp sırtına, evlerin geçip giden görüntülerine bakardım, dalardım. Hiç kıskanmadım ben seni. Herkes de yaslardı sırtını. Pasaport- dan yukarı konak meydanına kadar herkese aittin sen.
 Alsancak da; Kıbrıs caddesine kadar taşırdı beni dolmuş taksiler, Bornova ya sürüklerdi tabi akşam olunca. Küçük parkta kahve içerdim her Salı, sokak tezgâhlarında zaman harcayıp geç kalırdım bu yüzden. Ramazanda bira kokan bir sokaktan geçerdim:( Kemeraltı’da Perşembe günlerimden geçerdi :) Evka-1 den Buca’ya kadar arabaları sayardım. Vapurda başım dönse de en ucuna otururdum martılar için. Güneşin batışını severdim haklısın. Ama toprağını suyunu çok sevmedim ki. Sevdiğim şehirleri sayarken hiç gelmedin aklıma. Alış veriş yapmak gezmek eğlenmek güzeldi senle ama her şeyin ortasında otogarı arayıp Aydına bir bilet ayırtmadan edemiyordum yinede. Yeni kaldırımlar satın aldın sen bana ve ben hayallerimi daha aydınlık olsunlar diye güneş gören sokaklara taşıdım. Yetmedi bunlar. Üç yıl olmuş pılımı pırtımı toplayıp senden kaçalı. Birkaç günlüğüne geldim de yine fark ettim. Sana hayran dostlarımdan biri aradı 'denize karşı midye yiyoruz' dedim. Kıskandı, kokunu hatırladı belkide. Trenler binip , uçaklar indiğim şehir! Bilmem ki ben seni niye sevmedim.

Hiç yorum yok: