MÜZİK

12 Ekim 2011 Çarşamba

BERNA NIN KENDİSİNDEN' KENDİSİNE


     
  Kendime bile açıkça söylemediklerimi gönül rahatlığıyla bir gün bir başkasının okuyabilme ihtimali olan bir kâğıda yazmadım hiç. Günlük eğer dürüstçe ve açıkça yazacağım satırlardan oluşmayacaksa, tam olarak anlamını karşılamayacaktı da. Belki de en çok kendimi sorgulamaktan korktuğum için olmadı hiç günlüğüm. İnsanın kendisiyle baş başa kalması korkutucu bir şey.  Yalanlarınıza geçiştirmelerinize yenik düşer gerçekler. Aslında dönüşü zor derin bir yolculuktur kendini yazmak bilirim. Kim bunu kendine yapmaya cesaret edebilir ki? Samimiyetine inanmıyorum işte bu yüzden. Herkesin yanlı olduğu bir dünyada insan kendinden yanadır ya en çok. Şimdi yazacaklarım eğer bir günlüğüm olsaydı ve kimsenin okumayacağından emin olarak yazsaydım yazacaklarımın aynısıdır teyit ederim.
      Bu gün günlerdir süren yağmur öğle saatlerinde dindi. Hayatımın en kötü haberlerini aldığım günlerini doldurmuştur yağmurlu havalar. İşte bu yüzden ağlamak en çok başıma gelen şeydir sonbaharda. İçimde yaklaşık altı aydır devam eden bir acı var. Nedeni uzun ve çok sancılı. Hatırlanılması kolay olmayacak ayrıntılarla dolu. Her ne olduysa benim içimde damla damla doldu ve taştı bu gün. Tükendiğim, ağlayamadığım, konuşamadığım bir ruh haline getirdi beni. Aşkın insanüstünde garip bir hükmü var bilirim ama canımı acıtan bir aşk yok yine de. Duygular değil de insanlar yakabiliyor benim canımı. Bunalım günlerinde alış verişe koşan kadınlar gibi iş çıkışı form da aldım soluğu. Yeni ayakkabıların beni de mutlu eden bir yanı var yalan değil ama şu durumda asla yeterli olamazlardı. D&R ın önüne nasıl yürüdüğümü hiç hatırlamıyorum. Saatlerce rafların arasında gezdirdim parmaklarımı, önce sıçradım, sonra yerlerde süründüm kitaplara bakarken. Saatlerce boynum tutulana kadar baktığım sayfalar da unutup her şeyi, kendimi yorana kadar zorladım. Hiç kitaplara sarılıp ağladınız mı bilmem, yada sarılıp uyudunuz mu? Tüm gün aralıksız bir sevgili gibi düşündünüz mü onu? Bir kitap aklınızı başınızdan alıp sizi bir diğerine sürükledi mi? Eğer en azından birine bile vereceğiniz cevap hayırsa okuyacaklarınız pek size göre değil demektir. Eski fotoğraflarla konuşan kadınlar gibi ruh halim.  Ananemin pencereden geçip giden yıllara baktığı gibi bakıyorum hayata bu gün.  Satın aldığım kitapların poşetleriyle zar zor çıkarken dışarı, maaşımın yarısı kadarını bıraktım kasaya. Annem duysa üzülecek bu habere çünkü o bu ay çeyizime kahvaltı takımı almamı bekliyordu bu parayla. Onu ne çok hayal kırıklığına uğrattığım bilmiyorum. Ama bilemediği çok şey var. İndirimden aldım dediğim kitaplar hiç bi zaman verdiğim fiyatlarda olmadı zaten(hep yarı fiyatını söyledim ona yıllarca). 'Çeyiz olarak 28 koli roman, 16 koli hikaye, 7 koli şiir, 3 koli felsefe kitabı götürürsün, dünya klasiklerini de pas pas yaparsın artık evine' iğnelemeleri nereye çıkıyor biliyorum. Ama ben kahvaltı yapmayı pek sevmeyen bir adamla evlenirsem bu sorunu çözeceğimi düşünüyorum. Elinde süpürge başımda bekleyerek bana hamur açmayı öğrettiğinde 9 yaşındaydım ve  o gün fark ettim ki benim hayatım için ikimizin planladığı şeyler çok farklıydı. Yapılaması gereken her şeyin tersini yaptığımı düşünen babam beni daha iyi tanıyor olsa gerek. 5 yaşlarımdayken evde uçma denemeleri yapan ben ve bir gün vitrinin üstünden koridora uçmayı deneğimde kafamı yarmış acilde almıştım soluğu. Babam ‘ senin bir işi beceremeyeceğini anlaman için ancak kafanı yarman gerekiyor ‘dese de bana. Çok kolay vazgeçtim sanırım savaş muhabiri olma hayallerimden. Hüzünlendim yine ve bi kahve daha yapıyorum şimdi kendime. Bu günlük işi samimi bile gelmeye başladı bana, insanın içimi rahatlıyo ne? 

Hiç yorum yok: