MÜZİK

21 Ocak 2012 Cumartesi

SANA NOT...

"Bu gene geçmişin baştan çıkarıcılığı olsa gerek. Şu anın geçmiş zaman olmasını bekle. Ne denli mutluyduk anlayacaksın.(Susan Sontag)"
        İnsanın ruhunda boşluklar açan durumlar vardır. Sızıp içinize size ulaşmaya çalışırlar buralardan. İlk defa olmadık bir yerden deniyorsun sen bunu. Hayatıma girmek isteyenler gibi değilsin. Ya onlar olmak istemedi hiç bende;  ya da senin tekniğin bu. Garip hissediyorum her anın yanlış zaman olduğunu düşünerek ve beklide en doğrusu musun diye düşünmeden edemeyerek.
        İticisin. Sende beni böyle buluyor musun bilemiyorum. Çok konuşmana rağmen tam olarak ne düşündüğünü kestiremiyorum. Kapılıp gitmek, etkilenmek, sevmek senin başına hiç gelmemiş gibi. Beni korkutuyorsun. Düşündüm de yalnızca deli dolu sevgiler değil içinde uyumun, dinginliğin ve dayanışmanın olduğu sevgilerde vardır. Bu bağı kurmak birine inanmak ne zor şeydir. İnsan en çok ta o zaman rahatlayabilir düşün bi. Oysa sen bütün kararlarını almış cebinde saklıyor gibisin. Bundan sonra kim olursa olsun gelip uygun bulduğun bir yere yerleşir. Saki sen tek parça bir kadın istiyorsun ve ben saçma sapan çok parçalardan oluşmuş gibiyim. Başka bir açıdan bakarsak sen yontulması zor birisin ve bende yontmayı sevmeyen.
      Bütün beraberlikler egemenlik mücadelesi sürecinden geçer bu doğru. Ve Çoğu zaman bir taraf yenilir teslim olur demek çok kolay. Peki ya iki tarafta teslim olmuyorsa ( ki bu söz bizi tarif etmiş olabilir) karşılıklı mevziler mi paylaşılacaktır. Öyleyse bu bir anlaşmamıdır? İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş, ama hangi akşam karanlığı insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? Demeye çalıştığım şey ikimizde kendimizi fazla önemsiyoruz. Karşılıksız kimseyi sevemeyiz biz. Belki de sende itici olan şey bu, bana benzemen, benim sevdiğim gibi sevmen. Adımları, olayları, durumları hesaplaman. Yine de içine bir bakacak olursak sen hesaplarda benden iyi çıkabilirsin sanırım...


Hiç yorum yok: