MÜZİK

4 Şubat 2012 Cumartesi

AŞK AYRINTISI



Aradan kaç yıl geçmişti hatırlamıyordu genç kız. 
Ayları saydığı günler lise sıralarında kalmıştı zaten. 
Tatlı anıları taze tutmak adına anımsardı sık sık. 
Hatta bu anılar; anıların anısına dönüşürdü içinde. 
Gerçekten oldu mu gerçekten yaşadık mı diye sorsa da bazen kendine. 
Zihninin ona oynamadığını biliyordu. 
Kandırmazdı onu güzel anılar. 
Olsa olsa bir köşede beklerlerdi ihtiyacı olduğunda ortaya çıkmak için.
Oturdu ekranın başına ve düşündü bi anda. 
Ne kadar zaman önceydi işten çıkıp ayaklarını sürümüştü bu adama.
Kocaman salonlu kocaman bir halıda,
bir koltukta başlayıp dünyayı saran bir ışık var mıydı o gün?
Gözlerine baktı onun, 
içine sızıp yüreğinde bir yerlerde kendine bir yer aradı. 
Ne kadar kalabalık görünüyordu o gün o yürek. 
Olsundu bu aşk zaten herkese biraz fazlaydı. 
Tek başına altından kalmadığı anılar
sırtlanıp eve götürünce ortadan kaybolacaktı belki de.
Güneş batmak istemese de geçecekti o güzel zaman haksızca. 
‘büyümüşsün dedi’ genç adam içi küçük bir kıza. 
Büyüyüp ona yetişmek için çabaladığı günleri hatırladı genç kız.
Ezdiği gururunu, yok olmuş onurunu afişler asıp her yerde aramıştı çok zamanın da. 
Yoktu; aslında oturduğu yerde bile kayboluyordu. 
‘ neden geldin bu şehre' diye bir soru çıktı ağzından ki
neredeyse eliyle dudaklarını kapatacaktı.
İyi ki gelmişti öyle değil mi? 
İtiraf ettiği çok şey vardı, 
bir o kadarda edemediği. 
Zordu. 
Bir aşkı yıllarca korumak, yıpratmamak, azaltmamak, 
bununla yaşamak, oldukça zordu.
Bilemezdi bu adam şimdiden öncesini. 
Zaten o an bile sadece genç kızın hafızasına saklanacaktı. 
Uzandı öptü dudaklarını genç adam, 
tek yakın oldukları andı on yıl boyunca.
Dudaklarından yüreğine doğru sızan bir acı kaldı genç kızın. 
Belki de dedi hep kendine; 'beni en iyi anlayacağı tek andı.'
Söylemek mi gerekirdi böyle zamanlar da sevdayı.
Bu kadar kontrollü ve tedirgin olmamak mı gerekir. 
Onun gibi değildi bu adam tabi ki o an. 
Umursayamazdı içinde yanan ateşi. 
Güçlüydü biliyordu silik bir anıda kalacaktı bu kız. 
Aldırış etmesine de, 
o anı zihninde saklamasında gerek kalmayacaktı. 
Hatta çok sonraları o bir hataydı diye hatırlayacaktı genç kızın aksine.
O gece gözlerini tavanda buldu genç kız. 
İçindeki aydınlık onu hiç uyutmadı. 
Üşüdü ısındı yoruldu dönmekten,
ta ki başka pazartesilere götürene kadar onu Tanrısı. 
Aslında yaşadıkları en muhteşem anları sıralasalar son sıralarda kalırdı onu öpüşü. 
Zaten ilk sıraları, ilk yıllar çoktan kapmıştı bu aşkta. 
Yine de birinin pişmanlıkla hatırladığı 
diğerinin aşk sırasında yirmilere aldığı bu günün tarihi neydi?
Onunla ilgili böyle bir ayrıntıyı nasıl atlardı.
Nasıl kaybederdi o günü genç kız. 
Derken dolandığı sayfada tanıdık bir isim gördü bir anda. 
Aklına genç adamın verdiği o cevap geldi. 
‘ kardeşimin nişanı için geldim o yüzden buradaydım.’ 
Önünde ki boşluğa tıkladı genç kız ve resimler dağıldı. 
Bilgisayar ekranında bir anda
karşısına çıkmak için çok beklemiş miydi onu bu resimler. 
Küçücük bir karede kardeşinin nişanında;
dünyanın bütün pervasızlığına aldırış etmeden gülüyordu o işte. 
Ve tarihi resmin 2 yıl 5 ay öncesini gösteriyordu.

 NOT: HEP AYRINTILARDA BULURDUM, AMA HİÇ DEĞİL. ÇOK AYRINTILARIMDAN KAYBOLDUN BUDA SON DEĞİL.

Hiç yorum yok: