MÜZİK

8 Şubat 2012 Çarşamba

ZOR...


Biliyorum ben oku demesem bu yazıyı bile fark etmezdin. 
Ama sorun değildi. Keşke yazdıklarımdan haberdar olmadığın günlerde sana sürekli hayıflanacak olsaydım. Şimdi sen benim güzel günlerimin hepsinin ucunu açıkta bırakıyorsun.
 Ne denir beraber geçirdiğimiz zamanların ardından ben bilemedim
 hepsi birer anı olarak mı kalacakmış? Sabahları sana sorduğum ‘Kahvaltı yaptın mı?’ sorusu sonsuza kadar devam etmeyecekmiş öyleyse.
 Aslında bu ihtimaller hep vardı ben herkesin hayatında başka yollar olacağını düşünürken 
hatta dilerken canımın böyle acıyacağını hesap edemiyordum. 
Alışkanlıktı sürekli gördüğün sürekli konuştuğun birinden ayrılmak sonuçta zordu 
ama bu öyle değil; telefonun ucunda, masamın önünde, merdivenlerde, bahçede olmamama ihtimalin yetti içimi titretmeye. 
Şimdi beraber geçen uzun yaz günlerinde tatlı kahkahalarımıza bu soğuk şubat ayından yazıyorum. Son birkaç saattir bu işi çevirmenin bir yolu var mıdır diye düşünüyorum. Öyle çok anı öyle çok zaman var ki paylaştığımız kolay değil ki
 kaçı birden imtihan ediyor beni.
 Hangisine daha çok yanar içim bilemedim. Zaten ben; sevdiklerimden ayrılmayı hiç öğrenemedim. Sahi seni bu kadar sever miydim ben.
 Bi gün durup durum çocuklar gibi senin için ağlayacağımı hiç düşünmemiştim. Elbette her zaman dostumsun ama her zaman etrafımda olmayacaksın. 
Bencillik yapıyorum biliyorum ama odana gitmeni bile istemiyorum. Çok şey paylaştık çok şeyi kendimize dert yaptık, çok yorulduk çok düştük çok kalktık.
 Gün geldi sabahı sabah, uzun günleri akşam yaptık beraber. Fazla acımasız sanırım hayat. Bizim hayallerimiz baş edemiyor bütün bunların karşısında çok doğru. 
Senin hayallerinin benimkilerin yanında takdir edilesi bir üstünlüğü vardı zaten
 bu yüzden mi sensiz geçecek kışları hiç hayal etmedim ben?  Biliyorum duymak istediklerin bunlar değil…

Hiç yorum yok: