MÜZİK

21 Eylül 2012 Cuma

BAZEN... BÖYLE




Bazen düşününce diyorum ki, 
Verdiğin hediyeleri koynunda mı taşırdın? 
Ayrılırken kokunla içime sinsinler diye. 
Sonra yaşadıklarımızı hatta sadece onlardan bana kalanları temizliyorum 
yeniden yerleştiriyorum seni zihnime. 
Hayaller kuruyorum en çok. 
Devasa bir şehirde, 
tertemiz asfaltlar üstünde 
altından derin nehirler akıp 
üstünden uçan otobüsler geçen ; küçük bir eve yerleşiyorum. 
"Gel anlat biz neden birlikte değiliz çok bilmek istiyorum. "

Sen konuşurken kocaman kahvehanelerde sıcacık çaylar pişiyor, 
kolalı peşkirlerle yemek yiyoruz. 
Artık anlıyoruz birbirimizi belkide. 
Bahçeye serdiğin beyaz çarşafları kıskanıyorum o an.
sarılıyorum sımsıkı
Tüm şehir uyudu, "uyuyalım sevgilim" diyorum. 
Yıkılsın tüm ayrılıklarımız birbirinin üstüne…



Not; Bir dostun kırık hikayesinden esinlenilmiştir...

 CENNET;
  Senle olduğum mutlu anlardır. Bütün yeşilini gördüğüm ormanların, bütün pembesine kapıldığım yalanların ortasında patlayıverir. Ancak sarı sonbaharlarda yaz havası estiren gelişlerindir yinede ağzımda dut tadı bırakan.
Gülümsediğin bütün anlar sana sarıldığım zamanlarla birleşir ve aydınlatır dünyayı. Kravat tonumu tuturamazdım  ya dünya kirinden, işte bu yüzden cennet; gömleğime kattığın tatlı renklerdir.Fesleğen kokulu çay bardaklarını yıkarken sen, televizyonun antenini yapmaktır cennet. Daha doğmamış güneşe torpil geçerek öğleden sonra kahvaltı etmek, işe geç gitmektir bazen. Dua etmek gerektiğinde 'olduğum yerde kalmayı dilemektir' her zaman. selanik örgüsü kazakların gibi her ilmek,yollarda kokunu düşleyip, kapıyı açtığım evde; koridor boyu seni öpmektir 'cennet'.
Ki ben evreni satılığa çıkarsam ödeyemez mişim parasını
 ' benim yerimmiş! '
Ardında zehir gibi hasretini bıraktığın 'CEHENNEM'

Hiç yorum yok: