MÜZİK

31 Ekim 2012 Çarşamba

SİZİN CUMHURİYETİ KUTLAMA BİÇİMİNİZE TÜKÜREYİM

Ülkemde insanların yoksul yaşadığı varoş mahalleleri varken, halkın vergileriyle havai fişek patlatmaya da, sözde ülkenin başı diye ballı bademin emrine milyonlarca liralık araba almaya da, çocuklarımızın ayakkabılarının altına sempatik gelen ve yürüdükçe renkleri yanıp sönen ışıklar takmaya da karşıyım iki gözüm. Oğlum, hangi aile kazanımından fazlasını harcarsa bebesinin geleceğinden çalacağını bilmez. Ülke aile gibidir. Gösterişten uzak üretimden gelen gücünün sosyal hayatını biçimlendirmesine izin vermelisin. 

Cebinde milyonları olan biri devletin okuluna anasının adını verirse o milyonlarından bir dıkım dahi harcamadan,  iki derslik yaptırmadan, adı verilen park bahçelerdeki herhangi bir ağaca, hadi bıraktım ağacı saksıdaki çiçeğe bile su vermeden, payelenirse devlet olanaklarından, yetim hakkı yemiş olmazmı gökkubbeden düşünmüyor bu millet. 

Aslında düşünmeyi unutmuş olmak kanıtsanmış bir ortam pandomimi olarak hergün hayatın içinde aynadır surat ifadelerimizde. Düşünmüyoruz öyleyse şakşakcıyız gibi deyimler cuk oturuyor kitlesellerin toptan üzerine.   

Yinede düşünün enerji denen obezite için katil amerika tüm orta doğuyu kana buluyor zamanımızda. Çoluk çocuk demeden hemde. Yaşlı kadın ayrımı yapmadan binler birbirini inanılmaz derecede canice, hunharca katlediyor. Ve bütçeden destek sağlanıyor bu katle. 

Ya bizler. Hani sıradan halk kesimi denen bizlerin hiçmi payı yok. Bizde farkında olmadan nenemizin ihtiyaçtan icadı cımbızı unutup şarjlı pilli uyduruk aletlerle burun kılımızı almaya devam edersek, bitip tükenmek bilmeyen enerji arzından dolayı amerikadan bir farkımız kalırmı. Havai fişek izlerken ne kadar muhteşem diyemiyorum çünkü varoşlarda yarınının nafakasını düşünen ana ve babaların olduğunu iyi biliyorum bu ülkede. Meclis odalarının restorasyonu için sanki memlekette ağaç bitmiş gibi afrikadan odun, osmanlı çini sanatı eseri bin bir çeşit seramik ve emperyal ülkelerden ithal iç mimari ürünleri için tam 26 milyonlira gözlerini bile kırpmadan bütçeden karşılanıyor. Ve ülkenin vergi veren varoşlarındaki yoksul asgari ücretli yada gündelikçi yoksul insanımın içler acısı hali umursuzluk girdabında vaatlere ve şükür edin temennilerine boyun eğdiriliyor. 

Aslında bir çoğumuz iyi biliyor tüm bunları. Ama işte o duyarsızlık dediğimiz musluk contasından türeme hissizlik bağlamı insancıllığıda, aklı selimi varsa ki olmasa donu icat etmezdi diye fikire sıkıyorum küfürü şimdi, onuda düşünceden azat kılıyor. 



sözün özü
yaşamımızı dilimize uydurmalıyız gardaş bildiğim.
görüntümüz janti
mektubumuz sorti çekerse aynı yolda renk değiştiririz haberin olsun. 
Karakalem


Hiç yorum yok: