MÜZİK

11 Eylül 2013 Çarşamba

HERKES SENİN ACINA ALIŞIR DA BİR SEN ALIŞAMAZ SIN İYİ Mİ?

Sonuç değişmez. Yolun sonu aynı yere çıkıyorsa nereden gittiğinin bir önemi yoktur. Bunu bir kitapta okumuştum sanırım. Saçmalama bunu şimdi uydurdum. Burada işler böyle yürümüyor. Uydurulmuş bir hayat yaşamıyoruz neticede. Bak misal bu akşam içim kanadı insanların görünenin aksine hikayelerini dinlemeye alışığım ama bu işte bu benim içime başka türlü dokundu. Bu akşam dinlediklerimden söz etmeyeceğim elbette bunu yaşayan insanlar hala yaşıyorlar yarın yaşamaya devam edecekler çünkü ama size gerçekten geçmişten bir hikaye anlatacağım.
Çocuk yıllarımda ilkokul arkadaşlarımdan çok sevdiğim bir kız vardı. az safça bir kızdı güzeldi. Bizim mahalleden bir ev almış aynı mahalleye taşınmışlardı. Bir ablası ve bir abisi vardı. Basık ezik bir aile kavgalı gürültülü ama görünürde bir aileydiler sonuçta. Melek gibi bir annesi vardı. Hani şu hayatta nadiren tanıyabileceğiniz iyi kalpli insanlardandı. Bir gün hastalandı bu anne felç geçirdi. Sonuçta o aile varlığını sürdürmeye devam ediyordu. Sürekli içen evdekileri döven baba, gerçek anlamda sorunları olan abiye rağmen. Kızlar toparlıyor galiba evleri. Günler geçti bir gün benim arkadaşım olan evin küçük kızı tıpkı babası gibi bir adamla kaçtı bir akşam abi dayağından onu sığındı. Derken ablada evlendi gitti.... Çok zaman geçmedi eve bir kadın geldi , 3 yılda 2 bebek geldi. O eve gitmeme o anneyi görmeme izin vermedi artık. Neticede o baba benimle aynı yaşta yani kızıyla aynı yaşta bir kadını nikahsız kuma getirmişti o eve. Kansızdı . Hep merak ederdim o anneyi. Beni ne çok severdi balkonda oturturlardı onu bazen beni uzaktan görse bağırırdı seslenirdi gel derdi aşağıdan konuşur bir yalan uydurur yukarı çıkmazdım. Gel öpeyim seni derdi. Gelirim derdim. Geleceğim söz....
Bir gün okuldan geldim mahallede çocuklar oynuyor bir kız çocuğu ilişti gözüme öyle tatlı öyle masum öyle pis . Aldım kucağıma baktım gözlerine arkadaşımı gördüm. O çocuğu kucağımdan nasıl indirdim eve nasıl geldim nasıl saatlerce ağladım.... Düşündüm düşündüm düşündüm. Arkadaşım koca dayağına dayanamayıp çocuğuyla izmire taşınmış diye duymuştum. Bir telefonu var mıydı? Ya parası? Aradan yaklaşık on yıl geçti . O anneyi evde istemedi o kadın. Bir kaç yıl izlerini aradım. O abi sefil bir hayat yaşamaya başlamıştı . Ablaya ulaştım sonunda bir gün sokakta elimle koymuş gibi. Adresi aldım ertesi gün kapıyı çaldım. Salonda o anneyi gördüm kolunu kesmişler. Oturdum ağladım ağladım ağladım . Ağladı ağladı ağladı..... Hayat herkese adil değil biliyordum. Ama bu kadar yakın bu kadar kokusunu duya duya acının. Bu kadar gözlerine baka baka oturmamıştım. Söz vermiştim ya sana geldim sana sevdiğin kekten getirdim dedim.
" Sen dedi bana . güzel günlerimi çocuklarımın sesiyle dolan koridorları mı getirdin
sen emek emek biriktirdiklerimle aldığımız evin kırlentlerini,
sıcacık çorba pişirdiğim tencereleri mi getirdin, hep gel"
"Hep geleceğim"
Şimdi bu aile tamamen yok olduğuna göre sadece benim hatıralarım da mı varlar? Gerçekte olmamış gibi sanki benim bir hayalim bir iç kanamam..... Herkes acıya alışıyor da ben bir türlü alışamıyorum iyi mi?


Hiç yorum yok: