MÜZİK

19 Aralık 2013 Perşembe

BİŞNEV

Sevgili blog

Aslında bu durum;
 gece Tezer Özlü okumamdan daha sonra, uyandıktan bir müddet önce başladı. Kahvaltıda çay'a bal koyarken, sonra pembe bir çorabı ayagıma geçirirken ve genelde "hayatı seviyorum lan"diye kandırırken kendimi, kendi kendime yakalanıp "herkesin içi acıyor, büyütme" deyip ucuzlaştırdım sıkıntımı.
Bilsen bu bir rahatlama degil, nasıl da kendime yabancılaşma oldu.
- Nasılsın?
Bugün bu soru karşısında afalladığım kadar hiç afalladığımı bilmem demek isterdim. Fakat doğduktan bir müddet sonra ve neden olduğu belli olmayan bir an'danda
Sürecine girmiş ve çıkma ihtimali bulamamış bir insan olduğumu bilenlere "yalancı" çıkmak istemem. Zaten ben hep o'yum, bu'yum, şu'yum.. bir şekilde. Benim arkasına sığınacağım bir hiçlik durumum olmadı hiç.
Aslında şakayla karışık başladım hayata biliyor musun? En çok sen konuşurken dalıp seni duymayan insan evladına özendim de, hiç bir türlü beceremedim insanları duymamayı.
 Söylenen herşeyi duymak oldukça elem verici bilsen ki, ihtimaldir bilenlerin olması.
Şimdi dünden kalma bir şarkı ve yazılası söz verilmiş bir çocuk masalı ile geçiriyorum bu saatleri ...

Sevgili Camus geldi aklıma demiş ya hani ;

Tek başına mutlu olmak utanılacak şey

Hiç yorum yok: