MÜZİK

30 Ocak 2014 Perşembe

OCAK VE DUMAN

Yıl 2006 aylardan Ocak falan, Taşucu' nda Üniversite yıllarımı paylaştığım odamın kapısını sertçe kapattım kilitledim üstelik. Hemen pencereye yürüdüm perdeleri sonuna kadar açtım ağlamaya başladım. Oturduğum yerde karnıma koluma sırtıma sopalar iniyor gibi acıyla kıvrana kıvrana ağladım. Kalktım üstüme duvarlar yıkılmış gibi düştüm. Kaç saat bilmem ama gece sabaha bırakıyordu ki kendini, sesim kesildi. Gücüm bitti. Gözlerimi acıyla açtım duştan çıktım ve yazmaya başladım. O defter hala acılı hüzünlü baharat kokar sakladığım dolapta.

 Hava düpedüz aydınlandığında değil neden bilmem ancak akşamüstü üzerime Gülden'in beyaz ceketini giydim ve çıktık. Neden kendi ceketlerimden biri değil bilmiyorum. Benden iki beden zayıf Gülden'in o dar ceketine nasıl girmişti sırtım kollarım.. Ben bir anda nasıl böyle küçücük kalmıştım. Hayatımda ilk defa kendimi o kadar beyaz gördüm aynada, korktum. Kesseler yüzümden kan akmaz gibiydim. Ben bir dostu ansız apansız bir kazada kaybetmiştim gidecek yol uzundu. Yok yol uzun değildi de , biz gittikçe bitmiyordu. Peki niye o sabah değil de akşamı beklemiştik bilmiyorum. Günle ilgili hiç birşey hatırlamıyorum. Bu kısa ama bitmek bilmeyen yolculukta, koluma giren Gülden ve yağmurdan başka kimsem yoktu. Benim hep etraflıklarım olurdu da kimsem olmazdı aslında. Bu hep böyle oldu. Hep yalnızlık duygusunu, aitlik duygusundan, güvende olmak duygusundan, eminlik duygusundan fazla yaşadım.
Kaza gündüz olmuştu ben gece duymuştum, cenaze sabah kalkmıştı ben akşam gitmiştim. Bir kardeş kaybetmiştim ağlayacak mezarı yoktu.. O günden sonra onu hiç konuşmadım, kimseye oturup bu acımı anlatmadım. Sözle olmazdı çünkü, doğru yazmadım da... Hala yazamam...

Bir sabah Göksu ya karşı oturduk bir kutu elimizde. Dedin ki bana gülümseyerek
"boş laflar mı ettik diyorsun bu sabah, yoksa laflarımız mı doldurdu bizi yıllarca. Hadi söyle madem ben senden daha doluysam ki öyle hissediyorum. Tamam da niye sen konuşurken ben dinleyip sadece gülümsüyorum? " İçim cayır cayır yangın yeri bu sözün geldi şimdi aklıma...

İnsanın bazen kendisi bazende hayatı boş olur bilirim. Doğru yolu bazen bu boşluk bazende ben gösteririm kendime. Ah be ablacım , bizi dolduran ne laflardı, ne de senin bahsettiğin doluluğumuz bu yaşadığımız coğrafyalardan. Elini yüreğine götürür merhaba derdin , her derdini anlardım seni ,sen konuşmadan....
"İnsan yüreği dolar be ablam,
Boş hacete kim ne etsin değil mi?
 elimde kalanlardansın işte hayattan " demiştim sana.
 Doğru bilmezmiş insan.
Hiç kaybetmem sandığın , ne acı kaybolurmuş, uğurlar olsun diyemeden

İnsan bildiğim , izlerin mahkumu değildir.. İzlerin sahibidir, sen gibi..... 
Nur içinde Yat Göksu da....

Hiç yorum yok: