MÜZİK

26 Ocak 2014 Pazar

SUST(uruld)UM

    A Moment In A Milli,ons Years çalıyor biryerlerden. Cyran De Bergerac,
yedinci sahne bitince tekrar başlıyor aynı yerden. Her seferinde inanıyor Roxane, ne acı.....
 Cristian ne kadar da yalancı...
   Tezgahında kalan simitleri kuşlara dağıtıyor bir çocuk. Beynimin her kıvrımında başka bir sesleniş, bekleyiş, can veriş..
   Gitmek en evlası..
   Ya yaşamayı, gitmeyi istediğim  şehirler, başkalarınında kaçmayı istedikleri yerlerse?
   Çocukken İzmir'e giderdik yazları. Beton banklarda sabahın olmasına pek de sevinememiş evsizler karşılardı otogardaki yolcuları. Ardından protokol sırasına göre sidik, yanmış balata ve motorin kokusu yerlerini alırdı mekanda.
   Dönemin imparatorlarından olan Mercedes gerine gerine perona yaklaşırken heyecanlanmaya başlayan değnekçiler yalpalayan evsizlerin kıçına ve gururuna tekme atarak sidik, yanmış balata ve motorin kokusundan daha pis şeylerin de olabileceğini gösterirdi herkese. Pis bir yürek....
   O anı yaşarken değil, yirmi yıl sonra hatırladığımda midem bulandı ama. Çocukluğun bulunmaz nimeti de bu zaten. Ailenin, toplumun, inançların fikrini iğdiş etmeden önceki berrak, öznel, objektif çalışan bir düşünce sistemi.
   İşte istediğim de bu. Sıkışıp kaldığım yerden kaçıp sadece ben olarak düşünebilmek.Nasıl ben olarak doğduysam ben olarak ölebilmek.. Ama Böyledir Bazı şeyleri ikinci defa yaşamanın imkansızlığı... Susturur insanı...

Hiç yorum yok: