MÜZİK

24 Şubat 2014 Pazartesi

KÜÇÜK KARA BALIK


   İşler iyi giderken herkes herkesin yanında dır, İşleri kötü gittiğin de yanına geliniyorsa sağlam olan ceviz değil sensindir!... Bu lafı ben mi söyledim? Yok canım Bir Çin Atası söylemiş... Sağlam kabuk yapmak isteyen diyelim; ağırlık çalışır kas yapar.. Sağlam yürek çalışmayla zor, o genelde doğuştan geliyor!..  Evet bu defa ben söyledim.. :)


"Dünyanın En Devrimci Masalı" olarak bilinen, KÜÇÜK KARA BALIK kitabı; bir çok dile çevrilmiş ve yazarı Samed Behrengi'nin en ünlü kitaplarından biri olmuştur. Yazarını yaşadığı İran rejiminde oldukça sıkıntıya sokmuş. Rivayete göre yazdığı kitaplarla baskı yönetimine karşı çıkan yazar 28 yaşlarında uğradığı suikastla hayatını kaybetmiştir. Hani deseniz ki Berna sen bu hayatta bu güne kadar okuduğun yüzlerce kitap içinde hiç bir hikayeyi yahut yazarı ne bileyim üslubu kıskandın mı? Derim ki Samed Behrengi hariç kimseyi.. Küçük Kara Balık hariç hiç bir hikayeyi....
Çocuk yüreğimle, o kitabı defalarca okudum, kapağında beli kılıçlı bir kara balık;
 bağnaz ve korkak yetişkinlerin kendilerini hapsettikleri dünyaya isyan edip, başka denizlerdeki hayatları görmek için okyanusa doğru yola çıkıp, haksızlığa uğrayan balıkları kurtarmak için kendi hayatını kaybederdi.. Bende gece boyu onu düşünürdüm... Evet Küçük Kırmızı Balık gibi.... :)
Hikaye öyle güzel doğruluk ve hak mücadelesini çocuk yüreğime işlerdi ki, yazarın Aras nehrinde öldürülmesi küçük kara balığı gözümde kahraman yapardı. Derim ki keşke o olabilseydim, keşke öyle bir yüreklilik gösterebilseydim. Bırakın yaşadığı süre içinde ünlü ve zengin olmayı, hala yaşadığı ülkede yasaklı kitapların sahibi olan Yazar; benim için dünya çocuklarının kahramanıdır. Ülkemizde seksenli yıllarda yasaklı olan kitaplarından bir kaç tanesini doksanlı yıllarda oldukça tesadüfi şartlarda okudum. Doğrusu 28 yaşıma kısa bir süre kalmış şu halimle onun gibi ölebilmeyi isterdim. Onun gibi dünya çocuklarına, toplumlarına, hatta yetişkinlerine hitap edebilmeyi isterdim. Sanırım henüz toplumu haksızlıkları kendi doğrularımı yazacak yüreklilikte değilim , ama bu hiç olmayacağım anlamına gelmiyor. Bir gün kendim için dileğim; dünyaya farklı bir bakış açısı, farklı bir tarzı , bir düşünceyi, sistemi, toplumları, hak ve adalet anlayışlarını yüreklice ifade edebileceğim satırların, kitapların sahibi olmam. Yürekli merhametli güçlü hak adalet anlayışı olan çocuklar yetiştirmek istiyorsanız Küçük Kara Balığı sizde çocuğunuza okutun.
 Benim çocuk yüreğimde büyüttüğüm bu hikaye, sanıyordum ki her çocuk için aynı şeyi ifade etmeye bilir. Fakat henüz iki buçuk yaşında olan tatlı Beyza ya neredeyse on gün boyunca yirmiden fazla masal anlattım... Ünlü masallardı Pinokyo, Peter Pan, Pamuk Prenses bunlardan bazıları .. Buna rağmen Beyza ağzımdan masal kelimesi her çıktığın da "Küçük Balık "diye bu hikayeyi istiyor..
Sizce bu tesadüf mü? Pedagoglar açıklasınlar bakalım iki buçuk yaşında bir çocuk bu hikayeyi neden diğerlerinin arasından seçer ?.. Bu kitabı okuyan her çocuk niye yatağında uzun süre Küçük Kara Balığı düşünür?
- Berna abla sence ben Küçük Kara Balık olabilir miyim? diye sorar
- Belki de sen Küçük Kırmızı Balık olursun Beyza derim , hiç belli olmaz. Ben olmuştum... ;)

Hiç yorum yok: