MÜZİK

3 Mart 2014 Pazartesi

BERNA'NIN GÜNLÜĞÜ...





İtiraf etmeliyim ki sevgili okur benim hayatım ara kablo görevi gördüğüm ve elimden geleni hep etrafı üzmeden yapmaya çalıştığım ve genel de sevdiğim insanlar arasında geçiyor. Sevmediklerimi pek tutmadığım; bir dünya dayım. Yada varlıkları tarafımdan her hangi bir duygu taşımadığı için yok kabul ediliyor. Kendi mi anlatmaya çalıştım bu sabah anneme tüm rasyonel dayanaklarım la.. Çok işe yaramadı maalesef. Sevdiğim insanlar tek kirpik hareketleriyle kırabilirler beni bazen öyle... Öte yandan dağın altında kalsam kalkabilirim biliyorum. 

Çocukluğum köy sokaklarında kirlenip eve geldiğim yemek masasının altında kardeşime hikaye uydurmakla geçti. Zannediyordum ki dünyada hayal ettiğiniz kadar büyüktür. Anlattıklarım baktım uçup gidecek 8 yaşlarımdaydım ki onları yazmaya başladım, yazma dürtüsü genetik değilse bile kesinlikle insana doğuştan geliyor. (Dünya çok ilginç bir yer; insana yazmak için çok fikir veriyor. ) 
Neyse biraz büyüdüm ve okuduğum kitaplardan anladım ki bir çok insan ben gibi güzel uydurabiliyor. Karışık cümle kurmayı sevenler de çok.. Küçük bir kendi mi arayış yaşadım ki lise çağıma gelmeden buldum. 
Yazmak için o kadar çok direndim ki çocuk harçlıklarımla neredeyse yirmi yıllık birikimim olan ikinci eli pek para da etmeyen kitaplarım ve yazılarımla dolu defterlerim le geçindim bir süre. Yaklaşık iki yıldır aktif edinebildiğim blog sayfam dışında evi terk edip gidecek bir yerim yok. Siz de bilirsiniz bazen insanı kalabalık bir topluluk halinde zorluyorlar. Hani kan ter içinde tepinmek , göz yaşları içinde sinir krizi geçirmek oldukça sıradanlaşıyor. Kepazelik...  Gerçi ben de zamanla esnek leştim. Hayatta edinilebilecek en güzel nimetin sabretmek olduğunu anladım.  
Dünya denen bir bekleme salonunda adım anons edilsin diye keyifle bekliyorum. Ben burada beklerken ya da gittikten sonra; adım tarihe anons edilecek biliyorum.. da nereden bildiğimi şimdi yazmak istemiyorum.....

Hiç yorum yok: