MÜZİK

7 Nisan 2014 Pazartesi

SATIRLAR.....

SEVGİLİ BLOG OKURU :) BERNA'NIN YAKLAŞIK 2 YILDIR YAZMAYA DEVAM ETTİĞİ HİKAYESİNİN İÇİNDEN SADECE BİR KAÇ PARAGRAF AŞAĞIDA. HENÜZ ÜZERİNDE DÜZELTİLMELER YAPILMAMIŞ HAM PARAGRAFLAR BİRBİRLERİNDEN BAĞIMSIZLAR...
HANİ ANNE KARNINDAKİ BİR BEBEĞİN HİÇ BİR ŞEYE BENZEMEZ AMA ÇOK DEĞERLİ BİR FOTOĞRAFI GİBİ ... BERNA'NIN YAZDIĞI HİKAYE İŞTE BİRAZ BÖYLE ... 



Uyuyamadığı için bomba icat etmiştir " diye düşündüm, çocukluğum da okuduğum bir ansiklopedi sayfasını hatırlayıp. Uyuyamamak insanı bulunduğu dünyaya uzaydan düşmüş gibi yabancı ,
biraz daha artan şiddetlerinde ise, dünyaya karşı bir insana dönüştürebiliyor. Demeye çalıştığım şey yaşama karşı olmak değil elbette. Tam tersi yaşamanın süresi ne kadar uzun olursa o denli zevk alacağımı düşüyorum
dünyaya gelmiş olmaktan. Saat gece yarısı Dembe çoktan uyudu ve ben onun uyumasıyla birlikte yıllar önce yakalandığım Hipnofobi krizlerimden birini yaşamaya başladım. Önceleri daha çok
okumak daha çok yaşamak derken ciddi anlamda beni yıpratan bu hastalık ne zaman başım derde girse ' bir bu eksikti ' dedirtiyor. Dem'i uyandırmayı denemedim bile. Yıllardır hep aynı kitapları okuduğumu yenilerini satın almadığımı
uykusuzluğum un ilk saatlerinde fark ettim. Gelecek hayallerimin azaldığını mücadelemin zayıfladığını hissettim. Endişelerim artmıştı. Zaten bu boktan Dem yüzünden elimizdekini değerinden çok daha ucuza satmış olmanın
bedelini fena ödeyecektik.

sayf. 1

   Hayatın içinde farklılıklara bakış açım seyrekleşti zamanla.... Mesela şanslı insanları diğer insanlardan daha iyi kalpli, yada iyi kalpli insanları kötülerden daha şanslı bulmadım.
Üniversiteyi kırklı yaşlarına kadar kariyer adı altında hayatlarından çıkarmamış insanları sanayideki kaynakçıdan daha zeki bulmadığım gibi, kaynakçı abilerinde orta yaşlarında kariyer yapan adamlardan daha yorgun
görmedim. Yaşamın herkese yükleri farklıydı. Ama bu yüklerin ağırlıkları ve insan dayanıklılıkları değişiyordu. ...
sayf 193


Yaşadığım tüm deneyimlerim , tüm yolculuklarım kendimeydi. Herkesle kurabildiğim iletişim dilimi sadece kendimle yaratmam çok zor oldu... Kendimdeki farklılığı önceleri görmezden geldim ama zamanla kabullenmeye
başladım. Oğlum sen dedim iflah olmazsın , çünkü birileriyle sohbet ederken konuya hakim olan, mutlaka konuyla ilgili en ilginç cümleleri kurabilen, insanlara kahkahalar attıran , sosyal ilişkilerden haz alıyormuş gibi
görünen ben aslında çok az insanın yaptığı sohbetten zevk alırdım. Kimse yeterince güçlü ve zeki olmazdı bana göre. Benimse standartlara göre normal bir kapasitem vardı ve bunu istediğim zaman kullanıp
istediğim zaman insanlara gösterebilme yeteneğim güçlüydü. Tadımın kaçmasından ve bir yığın gürültülü konunun ortasında kalmaktansa , bilmiyormuş gibi davranıp sessiz kalmayı tercih edebilirdim. Üstelik defalarca test ettiğim
sinir sistemim görünüşe göre daha dayanıklıydı. Polyannacılık oynamaya , yok bunu bir yaşam tarzına dönüştürmeye kalktığımda sadece kendim ve sevdiklerim için geçerli kılabildim. Ötesindeki insanlar gözümde
tamamen sıfatsız sınıfsız ve tarafsızdı...

sayf 267

Dembe'yi ne kadar zamandır tanıdığımı düşündüm arabada beklerken. Tam olarak 14:35 mi yoksa 4:35 mi diye konuştuğumuzu ayırt edemedim zihnimde. Bir önemi yoktu,
 aslında her iki durumda da daha çok bekleyecektim.
İçimde tuhaf bir his olup olmadığını kontrol ettim. Hiç duygum yoktu. Sanki ne kadar olduğunu bile hatırlamadığım uzun bir süre önce duygularım boşalmıştı. Ve zihnimde yaşadığı her şeyi kasıklarında şişirmiş bir alkolik gibi bildiklerini işiyordu.
Çantada silah olup olmadığını kontrol etmektense Dem'i arayıp sormayı istedim. Büyük ihtimalle kafası karışır diye aramadım. Kimliğimi gece kaldığım otel odasında unutmuştum. Bir kaç saat sonra başımız derde
girerse, kimlik taşımamın bir önemi kalmayacaktı. Başka bir ihtimalle bu akşam yemeği saatinden önce ölmüş olurdum dolayısıyla kimlik bu durumda da çok gerekli bir aksesuar değildi. Beni babamın mı yoksa çocukluğumu
geçirdiğim annemin şehrine mi gömerler? diye düşündüm. Keşke Liby cenazemde olay yaratıp annemi ikna edebilse diye söylendim içimden, -
- keşke beni o yamaç kasabaya gömdürse.
" Ruh için fark etmez demiştim, Bea 'nın
cenazesini on sekiz saatlik bir uçak yolculuğuyla dünyanın bir ucuna göndermelerine.
"Ruh zaten sonsuza kadar yaşayacak ve bedenden ayrılmış dolayısıyla Bea için fark etmezdi. Eminim istemediği bir yolculuğa çıktı" demiştim.
Bu sohbeti hatırlasa cenazenin ortasında kendini yerlere atar bütün gücüyle onu çok sevdiği yamaç kasabasına gömmeliyiz diye bağırırdı. İnsanlar önce şaşırır birileri onu kollarından asılıp uzaklaştırırdı. Ağladığında dayanıklılığı
zayıflayan bir kızdı. Hiç şansım yoktu. Dem'in arayıp aramadığını sesi açık olmasına rağmen sürekli telefonuma bakarak kontrol ediyordum. Sabah içtiğim elma suyu dışında mideme hiç bir şey girmemişti. Hava çok sıcaktı
ve eşyalarımızı almak için eve uğrayamadığımızdan iki gündür aynı mavi tişörtü giyiyordum. Sadece leş gibi hareketsiz kalmıyor leş gibi yaşıyordum hayatı.....

sayf 312



1 yorum:

Adsız dedi ki...

kitabı bekliyoruz merakla...