15 Ocak 2022 Cumartesi

TANRININ RüYASI

Not : yeniden düzenlediğim eski bir yazıdır


İnsanların bu dünyaya ve yaşama olan bağlılıklarına hayranım. Nasılda tutunmuş dönüp duruyoruz aynı oyuncakta. Hiç sıkılmıyor değiliz ama tam anlamıyla bir çöküş yaşamadığımız sürece elini hiç bırakmıyoruz gelecek kaygılarımızın. Evet evet büyük çoğunluğu nefes almaya devam edecekken gerekli olanlarla ilgili kaygılar. Aslında bir gün yok olacağımızı bilmek bizi nasıl oluyor da çılgına çeviriyorsa daha güçlü bağlar arıyoruz bu dünya içinde. Yaşamdan çok ölümden uzaklaşmanın derdindeyiz. Var olmanın değil yok olmanın sancısını çekiyor gibiyiz. Yok olmaya karşı çıkmak için dayanıklı maddeler satın alıp duruyoruz mesela. Beton duvarlı evler biraz demir biraz çelik sonra geniş topraklar, deniz kenarları, hatta insanları, düşünceleri, bilgileri, elektrikli aletleri.. herkesin bu dünyayla olan ilişkisi alış verişi farklı.  Karşılığında verdiğimiz şey zaten kısıtlı olan yaşam süresinin büyük bir çoğunluğunu para kazanmak için harcamamıza sebep olsa bile gözümüz bunu görmüyor. Nasıl bağlanmışsak artık bu dünyaya nasıl çılgına dönmüşsek ayrılma korkusundan..
 Neyse nadiren de olsa tüm bunların anlamsızlığının içten içe farkında olan insanlar da yok değil.   müsaadenizle kendimi bu gruba dahil etmek istiyorum. Yine de yok olacağını bildiğim bu hayat düzeni içerisinde gerçek şeyler yaratmaya gayret ediyorum Mesela ben bu sebeptendir, yazıyorum.. ama bende bir çoğu gibi bir yanlışın içerisinde debeleniyorum galiba. insan tek başına var olmayan, 
(var olup olmadığı bile net olmayan; sonuçta Tanrının rüyası bile olabilir bu dünya )
 nasıl olur da her hangi bir şeyi tek başına var edebilir? üstelik edebilse bile istediği kadar sürdüremez. Varlığını bile sürdüremediği bu kadar gerçekken

Hiç yorum yok: