MÜZİK

4 Eylül 2015 Cuma

TANRININ RüYASI

insanlarin bu dünyaya ve yaşama olan bağliliklarina hayranim. Nasilda tutunmuş dönüp duruyoruz ayni oyuncakta. Hiç sikilmiyor değiliz ama tam anlamiyla bir çöküş yaşadiğimiz sürece elini hiç birakmiyoruz gelecek kaygilarimizin. Evet evet büyük çoğunluğu nefes almaya devam edecekken gerekli olanlarla ilgili kaygilar. Aslinda bir gün yok olacağimizi bilmek bizi nasil oluyor da çilgina çeviriyorsa daha güçlü bağlar ariyoruz bu dünya içinde. Yaşamdan çok ölümden uzaklaşmanin derdindeyiz. Var olmanin değil yok olmanin sancisini çekiyor gibiyiz. Yok olmaya karşi çikmak için dayanikli maddeler satin alip duruyoruz mesela. Beton duvarli evler biraz demir biraz çelik sonra geniş topraklar deniz kenarlari hatta insanlari düşünceleri bilgileri elektrikli aletleri.. herkesin bu dünyayla olan ilişkisi aliş verişi farkli.  Karşiliğinda verdiğimiz şey zaten kisitli olan yaşam süresinin büyük bir çoğunluğunu para kazanmak için harcamamiza sebep olsa bile gözümüz bunu görmüyor. Nasil bağlanmişsak artik bu dünyaya nasil çilgina dönmüşsek ayrilma korkusundan..
 Neyse nadiren de olsa tüm bunlarin anlamsizliğinin içten içe farkinda olan insanlar da yok değil.   müsadenizle kendimi bu gruba dahil etmek istiyorum. Yine de yok olacağini bildiğim bu hayat düzeni içerisinde gerçek şeyler yaratmaya gayret ediyorum Mesela ben bu sebeptendir, yaziyorum.. ama bende bir çoğu gibi bir yanlişin içerisinde debeleniyorum galiba. insan tek başina var olmayan, (var olup olmadiği bile net olmayan; sonuçta Tanrinin rüyasi bile olabilir bu dünya ) nasil olur da her hangi bir şeyi tek başina var edebilir? üstelik edebilse bile istediği kadar sürdüremez. Varliğini bile (çabalamasina rağmen) sürdüremediği bu kadar gerçekken

Hiç yorum yok: