MÜZİK

4 Eylül 2015 Cuma

UZAKTAN KUMANDALI ŞARK KUŞU

Aslında ben Masumiyet Müzesini bile okumadım.. Benim Adım Kırmızı, Kar ve son olarak Kafamda Bir Tuhaflık kitapları Orhan Pamuk romanları hakkında yeterince bilgi sahibi olmanız için zaten yeterli. Yok öyle değil. Yalan söyledim. Orhan Pamuk romanları yazarlığı ve tarzı hakkında bilgi sahibi olmanız için yaptığı konuşmaları aldığı ödülleri ve çalıştığı üniversiteleri biraz gözden geçirseniz bile istediğiniz bilgiye net sahip olabilirsiniz. Bu sebepten bu yazıyı gönül rahatlığıyla yazabilirim.
Aslında ben yazara, yazdığı tarza, hayal gücüne, yaşam şekline , diline, dinine, siyasi görüşüne öyle saygı duyan biriyim ki , bir çoğunuz benim kadar hoşgörülü değilsiniz. Orhan Pamuk'ta dayanamadığım şey Batı'nın istediği dille yazmanın karşısında ücret olarak aldığı ödülle, büyük harflerle yaptığı konuşmalara; Batı'nın kan emerek beslenen , tüm savaşlarının ve sömürgelerin su toprak petrol kavgalarının altında avucunu açmış düşenleri bekleyen bir canavar olduğunu ,silahların ve nükleer gücün gölgesinde insanlığa değil bencilliğe çalışan uygarlıklarından da biraz bahsedebilir mi?
Hiç bir zaman yapamaz bunu. Amerika'daki üniversite işine tek celsede son verilir sonra...
(Sonuçta bu adamların acımasızlıkları ortada )
Pekala Batının burjuva oyunlarının, oyuncularının kirli oyunlarının uyuşturucu kan samimiyetsizlik  kokan sokaklarını , her önüne gelenle kırışan çarşaflarını , bağımlı hasta ve soğuk insanlarını tasvirleyebilir mi?
Sıkar o biraz ...
Yine de yazarlığına hayran olmamakla haksızlık ediyorum galiba Orhan Pamuk'a. Çünkü hiç yaşamadığı Anadolu'nun ucuz mahallerini, küçümser dille aptala yatırdığı insanlarını, hiç görmediği yoksulluğu böyle ağdalı uzun ve ayrıntılı bir dille anlatabiliyor olması alkışlanası bir hayal gücü. Öyle ayrıntılı anlatıyor ki yokluğu yoksulluğu bir gülesi bir ağlayası geliyor okuyucunun, insanlar kendileri bile farkında değillerdir yaşadıkları sosyal sınıfın bu gri renginin. Kaçak elektrik kullanma hilelerine bile uzun uzun yer veren Orhan Pamuk'a " helal olsun be Orhan , baban da mı yoksuldu be oğlum " diyesi geliyor tam insanın , işte tam o anda benimde aklıma akşam 5 te mesai bitimiyle saatin sökülen zımbırtısının mesai başlama saatiyle tekrar takılmasıyla devam eden bu kaçak kullanım durumunu düşünemeyen Orhan'a, (bu defa kendisine) bir gülesim bir ağlayasım geliyor.
 ( yok kaçak elektrik kullandığımdan değil bende Tutunamayanlardan kalan bir genel kültür anılsaması)

Ayakta alkışlamalı bolca mekan tasviriyle dolu romanlarını yine de (mimarlık mesleğinin yazarlığına katkısı olsa gerek).. Evet evet Orhan Pamuk'a saygı duymam bir miktarda hayran olmam gerek biliyorum. Sonuçta bu akşam biraz Orhan Pamuk okudum da geldim buraya yazmaya başladım. Düşüncesine saygı duymuyor sam ne diye muhatap alıp yazıyorum değil mi* Lakin sevgili blog dünyamın insanları benim hoşgörülü olmam, bazı düşünceleri salakça bulma özgürlüğümü elimden almıyor.. alamıyor.. Belki de benim meselem subjektif görüşümle gerçekler arasında ki mesafeyle ilgilidir
Ve üzgünüm bunun nedenini kesin olarak bilmem pek mümkün görünmüyor galiba . (Henüz yirmili yaşlardayım kendimi daha iyi tanımak için biraz daha zamana ihtiyacım var.)
 Ben Orhan Pamuk hakkında çok da düşünecek değilim. Zaten benim üzüldüğüm şey; gavurları da yanıltıyor olmasi....
 

Hiç yorum yok: